Zürafanın Rekürent Larenks Siniri (nekropsi)

Bu forum altında bilimin ilgi alanına girmeyen Tanrı/Din kavramları tartışılamaz.
Kullanıcı avatarı
Q_continuum
Admin
Mesajlar: 588
Kayıt: 16 Ağu 2011, 10:03
Felsefe: Ateizm

Zürafanın Rekürent Larenks Siniri (nekropsi)

Mesaj gönderen Q_continuum » 05 Ağu 2012, 06:46

Evrim olgusunu tekrar tekrar doğrulayan en önemli delillerden birisi memelilerdeki Rekürent Larenks Siniridir. Bu sinir balık atalarımızdan beri sürekli uzamak zorunda kalmıştır. İlk zamanlarda balığın beyninden solungaçlarına uzanan doğrudan bir sinirken, kara hayvanlarına geçişte sorungaçların bronşlara dönüşmesi ve ses kutusunun da (larenks) bronşlardan ayrılması sonucu bu sinir kalp atar damarı arkasında kaldığından boyun uzadıkça uyum sağlamak zorunda kalmıştır. İşin ilginç tarafı, zürafa üzerinde bu tür tam bir disseksiyon daha önce sadece bir kere 1838'de yapılmış. İşte günümüzde tekrarı:

http://richarddawkins.net/videos/646660 ... -selection

Bu olguya hiçbir yaratılışcı mantıklı hiç bir açıklama getiremediğinden sürekli gözardı ederler. Oysa bu evrim olgusunun doğruluğunu tartışmasız kanıtlayan bir delildir. Hiç bir AKILLI TASARIMCI böyle bir tasarım hatası yapmaz, yaptıysa da hemen düzeltir. Bu hata SADECE VE SADECE EVRİM TARAFINDAN açıklanabilir, çünkü evrimin tasarım yetisi veya öngörüsü yoktur. Evrimde iş gören, hayatta kalmayı sağlayan değişiklikler kalır, ve bu değişiklikler tasarım eseri olmadıklarından geriye dönüp düzeltmelere uğramaz. Her aşama bir öncekinden çok ufak farklılık içerdiğinden hiç bir ani atlamalar olmaz, zira hayatta kalabilecek rastgele değişiklikler büyük olamazlar. Rastgele bu sinirin uzunken kısa olmasını sağlayacak genetik değişiklik bütün solunum ve dolaşım sisteminin neredeyse sıfırdan evrimleşmesini gerektirir. Bunun söz konusu olmadığı ap açık ortadayken hala bir akıllı tasarasımcı veya yaratıcı fantezisine sarılmanın ne kadar gülünç olduğu da ortadadır.
"Bağnazın zihni gözbebeği gibidir. İçine ne kadar çok ışık tuttarsanız o kadar çok daralır", Oliver Wendell Holmes, [1841-1935].

kemalistcan
Admin
Mesajlar: 1058
Kayıt: 12 Ağu 2011, 22:34

Re: Zürafanın Rekürent Larenks Siniri (nekropsi)

Mesaj gönderen kemalistcan » 05 Ağu 2012, 23:18

Q_continuum hoş geldin arkadaşım, değerli paylaşımın için sağ ol. Ancak olayın mantığını anladım ama içeriğini anlayamadım; daha yalın anlatabilir misin? Bir de bu tür örnekleri çoğaltacak biçimde bir başlığa döndersen daha iyi olur diye düşünüyorum. Saygılar...
"Tarih bize öğretir ki, bütün dinler, milletlerinin cehaletinden faydalanarak, utanmaksızın Tanrı tarafından gönderildiklerini söyleyen adamlar tarafından tesis olunmuştur."
Kamal ATATÜRK

Kullanıcı avatarı
Q_continuum
Admin
Mesajlar: 588
Kayıt: 16 Ağu 2011, 10:03
Felsefe: Ateizm

Re: Zürafanın Rekürent Larenks Siniri (nekropsi)

Mesaj gönderen Q_continuum » 06 Ağu 2012, 09:02

kemalistcan yazdı:Q_continuum hoş geldin arkadaşım, değerli paylaşımın için sağ ol. Ancak olayın mantığını anladım ama içeriğini anlayamadım; daha yalın anlatabilir misin? Bir de bu tür örnekleri çoğaltacak biçimde bir başlığa döndersen daha iyi olur diye düşünüyorum. Saygılar...
Sağol dostum! Bu aralar biraz yoğun geçiyor, fazla vakit ayıramıyorum, Dawkins'in sitesinde görünce hemen paylaşayım dedim. Türkçe altyazı yerleştirecek vaktim olsa iyi olacak ama yok. Ayrı bir başlık altına yerleştirmek iyi fikir. Neyse, olay şöyle:

Biz dahil, tüm memelilerde bu sinir doğrudan beyinden larenkse uzanmak yerine, kalbimize kadar, aortanın altına kadar, sarkıp sonra tekrar yukarı çıkar. Bunun gösterdiği ise eğer hayvanlar yaratıldıysalar, böyle bir hatanın olamayacağıdır. Yani herhangi bir tasarımcı bu siniri doğrudan beyinden larenkse bağlayacağıdır. Oysa evrimde bir tasarım söz konusu olmadığından böyle hatalara rastlamak mümkün, zira evrim doğal seçilim yoluyla işler. Her canlı bir önceki neslin hayatta kalabilmiş azıcık farklılaşmış versiyonudur. Balıktan memelilere uzanan zincirde bir gün inasanı veya diğer memelileri oluşturma amacı yoktu, dolayısıyla balığın solungaçları oluşurken bunun bir gün memelilerde böyle bir anomaliye sebep vereceği öngörüsü de olamaz. Balıkta boyun olmadığından ilk haliyle solungaçlara sinirler beyinden en kısa yolla varıyordu. Ama zamanla solungaçların bir kısmı bronşlara ve onların da bir kısmı larenkse dönüşürken uzayan boyunla beraber bağlı olan sinir de uzadı. Uzadı ama, her seferinde çok ufak adımlarla, ve işlevsel olarak nereden geçtiği önemsiz olduğundan (doğal seçilime takılmadığında) ilk konumundan uzamaya devam etti. Boyun uzadıkça aortanın altında kaldı...
"Bağnazın zihni gözbebeği gibidir. İçine ne kadar çok ışık tuttarsanız o kadar çok daralır", Oliver Wendell Holmes, [1841-1935].

kemalistcan
Admin
Mesajlar: 1058
Kayıt: 12 Ağu 2011, 22:34

Re: Zürafanın Rekürent Larenks Siniri (nekropsi)

Mesaj gönderen kemalistcan » 06 Ağu 2012, 12:43

......>Beyin
.
.
. :D :D :D :D Larenks
. :D :D :D :D ^
. :D :D :D :D .
. :D :D :D :D .
. :D :D :D :D .
. :D :D :D :D .
. :D :D :D :D .
....... ...........
Kulağını tersten göstermek gibi bir şey. Doğru anlamış mıyım? :P Açıklama için sağ ol. Ama sen bilmiyor musun; hikmetinden sual olunmaz. :lol: Bir de bunun göz ile ilgili olanı vardı onu da paylaşıp, açıklarsan sevinirim. Aklımdayken benim ki kadar olmasa da görsel kullansan iyi olur diye düşünüyorum. Bir Çin atasözü, Bir görsel bin sözcüğe eşdeğerdir, der. Bir larenks yerine gırtlak deseymişsin tam olacakmış; ben de diyorum bu larenks ne? :lol:
"Tarih bize öğretir ki, bütün dinler, milletlerinin cehaletinden faydalanarak, utanmaksızın Tanrı tarafından gönderildiklerini söyleyen adamlar tarafından tesis olunmuştur."
Kamal ATATÜRK

mercanbal

Re: Zürafanın Rekürent Larenks Siniri (nekropsi)

Mesaj gönderen mercanbal » 18 Mar 2014, 16:24

Q_continuum yazdı:Evrim olgusunu tekrar tekrar doğrulayan en önemli delillerden birisi memelilerdeki Rekürent Larenks Siniridir. Bu sinir balık atalarımızdan beri sürekli uzamak zorunda kalmıştır. İlk zamanlarda balığın beyninden solungaçlarına uzanan doğrudan bir sinirken, kara hayvanlarına geçişte sorungaçların bronşlara dönüşmesi ve ses kutusunun da (larenks) bronşlardan ayrılması sonucu bu sinir kalp atar damarı arkasında kaldığından boyun uzadıkça uyum sağlamak zorunda kalmıştır. İşin ilginç tarafı, zürafa üzerinde bu tür tam bir disseksiyon daha önce sadece bir kere 1838'de yapılmış. İşte günümüzde tekrarı:

http://richarddawkins.net/videos/646660 ... -selection

Bu olguya hiçbir yaratılışcı mantıklı hiç bir açıklama getiremediğinden sürekli gözardı ederler. Oysa bu evrim olgusunun doğruluğunu tartışmasız kanıtlayan bir delildir. Hiç bir AKILLI TASARIMCI böyle bir tasarım hatası yapmaz, yaptıysa da hemen düzeltir. Bu hata SADECE VE SADECE EVRİM TARAFINDAN açıklanabilir, çünkü evrimin tasarım yetisi veya öngörüsü yoktur. Evrimde iş gören, hayatta kalmayı sağlayan değişiklikler kalır, ve bu değişiklikler tasarım eseri olmadıklarından geriye dönüp düzeltmelere uğramaz. Her aşama bir öncekinden çok ufak farklılık içerdiğinden hiç bir ani atlamalar olmaz, zira hayatta kalabilecek rastgele değişiklikler büyük olamazlar. Rastgele bu sinirin uzunken kısa olmasını sağlayacak genetik değişiklik bütün solunum ve dolaşım sisteminin neredeyse sıfırdan evrimleşmesini gerektirir. Bunun söz konusu olmadığı ap açık ortadayken hala bir akıllı tasarasımcı veya yaratıcı fantezisine sarılmanın ne kadar gülünç olduğu da ortadadır.
Evrimi destekleyen tüm dellilleri gibi saçma bir delil!..
rekürrens sinirin sözkonusu atardamarın arkasında dolaştığı doğrudur/ ya da doğru olabilir de, bunun evrim için delil gösterilmesi saçmadır1.. balık en başından balık ollarak, zürafa da en başından zürafa olarak yaratılmış olup her ikisinin rekürrens sinirlerinin de en başından kalp damarının arkasınıı dolaşıyor olması da mümkündür. Bu rekürrens siniri herhalde gezmek, tozmak için kalp atardamarının arkasını dolaşmıyordur. Beyinden kalbe veya arkasından dolaştığı atardamara duyu taşıyordur. zürafanın boynu uzun yaratıldı ise sinir de aynı şekilde uzun olacak tabii ki. Bundan daha doğal ne olabilir. Ortada herhangi bir tasarım hatası da yoktur. Efendim neymiş ses tellerini uyaran sinir neden o kadar uzak mesafeyi dolaşıyormuş. Doğrudan neden ses tellerine gelmiyormuş. Zürafada kalp damarının arkasından dolaşması mantıksız da balıkta mantıklı mı?..eğer mantıksızlık varsa ikisinde de var. balık küçük olduğundan aradaki mesafe de kısa olduğundan küçük mantıksızlılk mı oluyor? . Madem evrim var, o zaman zürafanın rekürrens sinirinin de evrilerek kalp damarını arkasından dolaşmadan doğrudan kendi bölgesine gelmesi gerekirdi. Demek ki evrim yok!. Kısaca bu rekürrensi sinirin yolcuğuğu evrimin olduğuna değil olmadığına delil teşkil eder.

Kullanıcı avatarı
Q_continuum
Admin
Mesajlar: 588
Kayıt: 16 Ağu 2011, 10:03
Felsefe: Ateizm

Re: Zürafanın Rekürent Larenks Siniri (nekropsi)

Mesaj gönderen Q_continuum » 18 Mar 2014, 17:12

mercanbal yazdı:
Q_continuum yazdı:Evrim olgusunu tekrar tekrar doğrulayan en önemli delillerden birisi memelilerdeki Rekürent Larenks Siniridir. Bu sinir balık atalarımızdan beri sürekli uzamak zorunda kalmıştır. İlk zamanlarda balığın beyninden solungaçlarına uzanan doğrudan bir sinirken, kara hayvanlarına geçişte sorungaçların bronşlara dönüşmesi ve ses kutusunun da (larenks) bronşlardan ayrılması sonucu bu sinir kalp atar damarı arkasında kaldığından boyun uzadıkça uyum sağlamak zorunda kalmıştır. İşin ilginç tarafı, zürafa üzerinde bu tür tam bir disseksiyon daha önce sadece bir kere 1838'de yapılmış. İşte günümüzde tekrarı:

http://richarddawkins.net/videos/646660 ... -selection

Bu olguya hiçbir yaratılışcı mantıklı hiç bir açıklama getiremediğinden sürekli gözardı ederler. Oysa bu evrim olgusunun doğruluğunu tartışmasız kanıtlayan bir delildir. Hiç bir AKILLI TASARIMCI böyle bir tasarım hatası yapmaz, yaptıysa da hemen düzeltir. Bu hata SADECE VE SADECE EVRİM TARAFINDAN açıklanabilir, çünkü evrimin tasarım yetisi veya öngörüsü yoktur. Evrimde iş gören, hayatta kalmayı sağlayan değişiklikler kalır, ve bu değişiklikler tasarım eseri olmadıklarından geriye dönüp düzeltmelere uğramaz. Her aşama bir öncekinden çok ufak farklılık içerdiğinden hiç bir ani atlamalar olmaz, zira hayatta kalabilecek rastgele değişiklikler büyük olamazlar. Rastgele bu sinirin uzunken kısa olmasını sağlayacak genetik değişiklik bütün solunum ve dolaşım sisteminin neredeyse sıfırdan evrimleşmesini gerektirir. Bunun söz konusu olmadığı ap açık ortadayken hala bir akıllı tasarasımcı veya yaratıcı fantezisine sarılmanın ne kadar gülünç olduğu da ortadadır.
Evrimi destekleyen tüm dellilleri gibi saçma bir delil!..
rekürrens sinirin sözkonusu atardamarın arkasında dolaştığı doğrudur/ ya da doğru olabilir de, bunun evrim için delil gösterilmesi saçmadır1.. balık en başından balık ollarak, zürafa da en başından zürafa olarak yaratılmış olup her ikisinin rekürrens sinirlerinin de en başından kalp damarının arkasınıı dolaşıyor olması da mümkündür. Bu rekürrens siniri herhalde gezmek, tozmak için kalp atardamarının arkasını dolaşmıyordur. Beyinden kalbe veya arkasından dolaştığı atardamara duyu taşıyordur. zürafanın boynu uzun yaratıldı ise sinir de aynı şekilde uzun olacak tabii ki. Bundan daha doğal ne olabilir. Ortada herhangi bir tasarım hatası da yoktur. Efendim neymiş ses tellerini uyaran sinir neden o kadar uzak mesafeyi dolaşıyormuş. Doğrudan neden ses tellerine gelmiyormuş. Zürafada kalp damarının arkasından dolaşması mantıksız da balıkta mantıklı mı?..eğer mantıksızlık varsa ikisinde de var. balık küçük olduğundan aradaki mesafe de kısa olduğundan küçük mantıksızlılk mı oluyor? . Madem evrim var, o zaman zürafanın rekürrens sinirinin de evrilerek kalp damarını arkasından dolaşmadan doğrudan kendi bölgesine gelmesi gerekirdi. Demek ki evrim yok!. Kısaca bu rekürrensi sinirin yolcuğuğu evrimin olduğuna değil olmadığına delil teşkil eder.
Evrim, fizyoloji ve genelde bilimsel kavramlar konusunda cehaletin her lafından anlaşılıyor!
Sen hele neyi iddia ettiğini ve test edilebilir hangi deneyin veya gözlemin fikrini değiştireceğini bir söyle bakalım da seni adam yerine koyup koymamaya karar verelim!
"Bağnazın zihni gözbebeği gibidir. İçine ne kadar çok ışık tuttarsanız o kadar çok daralır", Oliver Wendell Holmes, [1841-1935].

Kullanıcı avatarı
Yek
Üye
Mesajlar: 86
Kayıt: 28 Şub 2014, 10:06
Felsefe: Ateizm
Konum: Türkiye değil

Re: Zürafanın Rekürent Larenks Siniri (nekropsi)

Mesaj gönderen Yek » 28 May 2014, 06:27

El Late vel Uzza ve Menates Salisete Luhra,
Tilke Kavanikül ıla,
Ve innekel şefaate hünnel Turna.
OWNED! xD

Kuşkusuz o Kur'an, değerli bir elçinin sözüdür. (Tekvir-19)

Ego vos benedictio in nomine Satanus.
Dominus Inferus vobiscum. Et cum tuo...
Amen.

mercanbal

Re: Zürafanın Rekürent Larenks Siniri (nekropsi)

Mesaj gönderen mercanbal » 26 Haz 2014, 09:40

Q_continuum yazdı:
mercanbal yazdı:
Q_continuum yazdı:Evrim olgusunu tekrar tekrar doğrulayan en önemli delillerden birisi memelilerdeki Rekürent Larenks Siniridir. Bu sinir balık atalarımızdan beri sürekli uzamak zorunda kalmıştır. İlk zamanlarda balığın beyninden solungaçlarına uzanan doğrudan bir sinirken, kara hayvanlarına geçişte sorungaçların bronşlara dönüşmesi ve ses kutusunun da (larenks) bronşlardan ayrılması sonucu bu sinir kalp atar damarı arkasında kaldığından boyun uzadıkça uyum sağlamak zorunda kalmıştır. İşin ilginç tarafı, zürafa üzerinde bu tür tam bir disseksiyon daha önce sadece bir kere 1838'de yapılmış. İşte günümüzde tekrarı:

http://richarddawkins.net/videos/646660 ... -selection

Bu olguya hiçbir yaratılışcı mantıklı hiç bir açıklama getiremediğinden sürekli gözardı ederler. Oysa bu evrim olgusunun doğruluğunu tartışmasız kanıtlayan bir delildir. Hiç bir AKILLI TASARIMCI böyle bir tasarım hatası yapmaz, yaptıysa da hemen düzeltir. Bu hata SADECE VE SADECE EVRİM TARAFINDAN açıklanabilir, çünkü evrimin tasarım yetisi veya öngörüsü yoktur. Evrimde iş gören, hayatta kalmayı sağlayan değişiklikler kalır, ve bu değişiklikler tasarım eseri olmadıklarından geriye dönüp düzeltmelere uğramaz. Her aşama bir öncekinden çok ufak farklılık içerdiğinden hiç bir ani atlamalar olmaz, zira hayatta kalabilecek rastgele değişiklikler büyük olamazlar. Rastgele bu sinirin uzunken kısa olmasını sağlayacak genetik değişiklik bütün solunum ve dolaşım sisteminin neredeyse sıfırdan evrimleşmesini gerektirir. Bunun söz konusu olmadığı ap açık ortadayken hala bir akıllı tasarasımcı veya yaratıcı fantezisine sarılmanın ne kadar gülünç olduğu da ortadadır.
Evrimi destekleyen tüm dellilleri gibi saçma bir delil!..
rekürrens sinirin sözkonusu atardamarın arkasında dolaştığı doğrudur/ ya da doğru olabilir de, bunun evrim için delil gösterilmesi saçmadır1.. balık en başından balık ollarak, zürafa da en başından zürafa olarak yaratılmış olup her ikisinin rekürrens sinirlerinin de en başından kalp damarının arkasınıı dolaşıyor olması da mümkündür. Bu rekürrens siniri herhalde gezmek, tozmak için kalp atardamarının arkasını dolaşmıyordur. Beyinden kalbe veya arkasından dolaştığı atardamara duyu taşıyordur. zürafanın boynu uzun yaratıldı ise sinir de aynı şekilde uzun olacak tabii ki. Bundan daha doğal ne olabilir. Ortada herhangi bir tasarım hatası da yoktur. Efendim neymiş ses tellerini uyaran sinir neden o kadar uzak mesafeyi dolaşıyormuş. Doğrudan neden ses tellerine gelmiyormuş. Zürafada kalp damarının arkasından dolaşması mantıksız da balıkta mantıklı mı?..eğer mantıksızlık varsa ikisinde de var. balık küçük olduğundan aradaki mesafe de kısa olduğundan küçük mantıksızlılk mı oluyor? . Madem evrim var, o zaman zürafanın rekürrens sinirinin de evrilerek kalp damarını arkasından dolaşmadan doğrudan kendi bölgesine gelmesi gerekirdi. Demek ki evrim yok!. Kısaca bu rekürrensi sinirin yolcuğuğu evrimin olduğuna değil olmadığına delil teşkil eder.
Evrim, fizyoloji ve genelde bilimsel kavramlar konusunda cehaletin her lafından anlaşılıyor!
Sen hele neyi iddia ettiğini ve test edilebilir hangi deneyin veya gözlemin fikrini değiştireceğini bir söyle bakalım da seni adam yerine koyup koymamaya karar verelim!
senin tarafından adam yerine konulup konulmamanın benim için hiç bir kıymeti yok!..
size göre aynı şeyi tanrı yaratmışsa saçma, evrim evirmişse doğru!...
zürafadaki bu rekürrenss sinirin kalp atardamarının altından geçmesi olayını "tanrı o şekilde yaratmış iken saçma oluyor da, "haşa tanrı yok ve, bu sinirin, kalp atardamarının altından dolaşması evrimsel bir süreç ise nasıl mükemmel oluyor???...
sebebini bilmedikleri şeye hata demeleri bana saçma geldi. mesela ilk defa alyuvar görmüş birisi bunu kanın içindeki gereksiz şeyler olarak tanımlayabilir fakat bu onun bir hata ile orada olduğunu kanıtlamaz.
18.-19. yüzyılalrda avrupalılar avurpa kıtasındaki kurt, ayı, çakal gibi yırtıcı hayvanları "işe yaramaz, gereksiz, insan için zararlı zannederek yok ettiler. sonradan gördüler ki, bu etçil hayvanların yok edilmesiyle otcul hayvan nüfusunda %30 luk bir artış, otçulların sayısında %30 luk artış neticesinde avrupa yeşil bitki örtüsünde %30 luk azalma, bunun da neticesinde avrupa yağışlarında %30 luk azalma meydana geldi. son birkaç senedir kanaddan kurt getirip avrupa doğasına salıyorlar...
Zürafanın başından kalbine kadar giden bölümde; yukarı çıkan ve aşağı inen damarların oluşturduğu bir U sistemi bulunur. Ters yönde akan kan damarları toplam basıncı sıfırlar, böylece canlı, ani kanamalara neden olacak iç basınçtan kurtulmuş olur. Ve tabii bunu, zürafanın beyninden çıkan uyarıcıların rekürrens sinir aracılığı ile kalbe tasışması ile mümkün olur...
Kalpten aşağı seviyede kalan bacak ve ayakların da özel bir korumaya ihtiyacı vardır. Zürafanın bacak ve ayaklarını saran derinin son derece kalın olması onu kan basıncının kötü etkilerinden korur. Ayrıca damarların içinde, şiddetli kan akışını dengeleyerek basıncı kontrol altına alan kapakçıklar da bulunur.
Asıl büyük tehlike ise, hayvan su içmek için başını yere kadar indirdiğinde ortaya çıkar. Normalde beyin kanamasına sebep olacak kadar şiddetli olan kan basıncı, bu durumda daha çok artar. Ama bu tehlikeye karşı kusursuz bir önlem alınmıştır. Vücutta salgılanan “sefaloraşidien” adlı sıvı devreye girer ve kalp hacmini küçülterek pompalanan kanı azaltır.
Öte yandan, hayvanın boynunda, başını aşağı eğdiğinde devreye giren özel kapakçıklar vardır. Bu kapakçıklar kanın akışını büyük ölçüde azaltır ve böylece zürafa güven içinde su içip tekrar başını yukarı kaldırabilir. Zürafanın kat kat olan damarlarının kalın olması da, yine bu yüksek basınç tehlikesine karşı alınmış bir tedbirdir.
Bugün tıbben sinir nakilleri, sinirlerin uç uca eklenmeleri yapılabiliyor.
Al bir zürafayı, boyun hizasından rekürrens sinirini kes, kalp damarının altından geçen kesimini çıkar, kalan uçları birleştir, bakalım hayvana ne oluyor!

Kullanıcı avatarı
Q_continuum
Admin
Mesajlar: 588
Kayıt: 16 Ağu 2011, 10:03
Felsefe: Ateizm

Re: Zürafanın Rekürent Larenks Siniri (nekropsi)

Mesaj gönderen Q_continuum » 30 Haz 2014, 11:16

mercanbal yazdı: senin tarafından adam yerine konulup konulmamanın benim için hiç bir kıymeti yok!..
size göre aynı şeyi tanrı yaratmışsa saçma, evrim evirmişse doğru!...
zürafadaki bu rekürrenss sinirin kalp atardamarının altından geçmesi olayını "tanrı o şekilde yaratmış iken saçma oluyor da, "haşa tanrı yok ve, bu sinirin, kalp atardamarının altından dolaşması evrimsel bir süreç ise nasıl mükemmel oluyor???...
sebebini bilmedikleri şeye hata demeleri bana saçma geldi. mesela ilk defa alyuvar görmüş birisi bunu kanın içindeki gereksiz şeyler olarak tanımlayabilir fakat bu onun bir hata ile orada olduğunu kanıtlamaz.
18.-19. yüzyılalrda avrupalılar avurpa kıtasındaki kurt, ayı, çakal gibi yırtıcı hayvanları "işe yaramaz, gereksiz, insan için zararlı zannederek yok ettiler. sonradan gördüler ki, bu etçil hayvanların yok edilmesiyle otcul hayvan nüfusunda %30 luk bir artış, otçulların sayısında %30 luk artış neticesinde avrupa yeşil bitki örtüsünde %30 luk azalma, bunun da neticesinde avrupa yağışlarında %30 luk azalma meydana geldi. son birkaç senedir kanaddan kurt getirip avrupa doğasına salıyorlar...
Zürafanın başından kalbine kadar giden bölümde; yukarı çıkan ve aşağı inen damarların oluşturduğu bir U sistemi bulunur. Ters yönde akan kan damarları toplam basıncı sıfırlar, böylece canlı, ani kanamalara neden olacak iç basınçtan kurtulmuş olur. Ve tabii bunu, zürafanın beyninden çıkan uyarıcıların rekürrens sinir aracılığı ile kalbe tasışması ile mümkün olur...
Kalpten aşağı seviyede kalan bacak ve ayakların da özel bir korumaya ihtiyacı vardır. Zürafanın bacak ve ayaklarını saran derinin son derece kalın olması onu kan basıncının kötü etkilerinden korur. Ayrıca damarların içinde, şiddetli kan akışını dengeleyerek basıncı kontrol altına alan kapakçıklar da bulunur.
Asıl büyük tehlike ise, hayvan su içmek için başını yere kadar indirdiğinde ortaya çıkar. Normalde beyin kanamasına sebep olacak kadar şiddetli olan kan basıncı, bu durumda daha çok artar. Ama bu tehlikeye karşı kusursuz bir önlem alınmıştır. Vücutta salgılanan “sefaloraşidien” adlı sıvı devreye girer ve kalp hacmini küçülterek pompalanan kanı azaltır.
Öte yandan, hayvanın boynunda, başını aşağı eğdiğinde devreye giren özel kapakçıklar vardır. Bu kapakçıklar kanın akışını büyük ölçüde azaltır ve böylece zürafa güven içinde su içip tekrar başını yukarı kaldırabilir. Zürafanın kat kat olan damarlarının kalın olması da, yine bu yüksek basınç tehlikesine karşı alınmış bir tedbirdir.
Bugün tıbben sinir nakilleri, sinirlerin uç uca eklenmeleri yapılabiliyor.
Al bir zürafayı, boyun hizasından rekürrens sinirini kes, kalp damarının altından geçen kesimini çıkar, kalan uçları birleştir, bakalım hayvana ne oluyor!

Benim tarafımdan adam yerine konulmanın en büyük önemi senin gibi cahile burada daha fazla tahammül edip etmeyeceğim açısındandır.

Anatomiden ve evrimden zerre kadar anlamadığın ortada. Doğadaki hiçbir canlı mükemmel değildir, sadece bulundukları ortama uyum sağlamışlardır. Zürafanın rekürent larenks siniri bunun bir tasarım değil, tamamen evrimin eseri olduğunu gösterir. Bunun seceresi bütün memelilerde gözlemlenebilir.

Yapmadığın deneylerden sonuç çıkartıp köy kayvesi laf ebeliğinle bir şey kanıtlayacağını sanan bir zavallısın. Milyonlarca yıldır evrimleşmiş bir organizmanın sinir sisteminde başka ne dallanmalar olduğunu tam bilmeden zart diye müdahale yapamazsın. Başka hayati işlevleri olabilir de olmayabilir de. Sonuçta bir çok system bypass edilebir. Cehaletinin görmeni engellediği nokta o sinirin ne işlev gördüğü veya hayati olup olmadığı DEĞİL, görmekten ACİZ olduğun nokta, böyle bir verimsiz oluşumun ANCAK evrimle açıklanabilmesidir. Bütün anatomistler ve fizyologlar salak, bir tek senin gibi inanç beziganları akıllı öyle değil mi? Şimdi arayıp senin fantezine uygun fikirleri olan anatomistler bulursun, hem de kaç yüz yıl öncesinden. Günümüzden de bulsan gerçeği DEĞİŞTİRMEZ! Canlıların tasarım olmadıkları, evrim ürünü oldukları inkar edilemez, günümüz tıp ve biyoloji bilimlerinin temeli bu gerçektir ve bu gerçek kabul edildiğinden beri bu tedaviler daha çok başarı kazanmıştır. Laf ebeliğiyle bir yere varamazsın!
"Bağnazın zihni gözbebeği gibidir. İçine ne kadar çok ışık tuttarsanız o kadar çok daralır", Oliver Wendell Holmes, [1841-1935].

mercanbal

Re: Zürafanın Rekürent Larenks Siniri (nekropsi)

Mesaj gönderen mercanbal » 23 Tem 2014, 14:05

"doğru olsam ok gibi yabana atarlar beni
eğri olsam yay gibi elde tutarlar beni
………………………………………………………..
MEVLANA

“Doğadaki hiçbir canlı mükemmel değildir” faraziyesi senin ve senin gibi düşünenlerin düşüncesidir.
Bana göre ise doğadaki her şey mükemmeldir.
Zürafanın rekürensi siniri tasarımın değil evrimin eseri ise neden kalp damarının arkasını dolaşıyor? Evrilip dolaşmasaymış.
Eğer evrildiyse eviren kim? Hangi evrimci evirmiş?
Milyonlarca yıldır evrimleşmiş bir organizmanın sinir sisteminde başka ne dallanmalar olduğunu ben tam bilmiyorsam, dallanmalar olmadığını sen nereden tam biliyorsun ve de zart diye müdahale yapıyorsun.
Böyle bir oluşumun verimsiz olduğu sen ve senin gibi düşüncelerin iddasıdır benim değil..
Böyle verimsiz(size göre) ancak evrimle açıklanabiliyorsa demek ki evrimciler de böyle verimsiz işlerle uğraşıyor demektir.
Hiçbir anatomist ve fizyoloj zürafanın rekürrens sinirinin kalp atardamarını dolasmasını eksiklik olarak değerlendirmez. Ve hiçbir biyolog da canlıların tasarım olmayıp evrim olduğunu da idda etmez. Bunu eksiklik olarak değerlendirenler hawkins gibi evrimcilerdir. “şeyh uçamaz, mürit uçuru” prensibi gereği evrimciler, anatomist ve fizyologları evrimin isbatçıları olarak göstermeye çalışırlar ki amatımist ve fizyologların bunlardan haberleri dahi yoktur.

Cevapla

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir